HOCAMIZIN ESERLERİ :
Ganimet
Hz. Peygamber (sas) döneminde gerçekleşen seriyye ve gazvelerde alınan mal ya da esirlerin ganimet olarak görülmesi ile birlikte bu konu gündeme gelmiştir. İslam dininin müstakil bir sûre ile meşru gördüğü ganimet konusu üzerinde farklı birtakım söylemler olmuştur. Ganimet edinmenin usul ve esasları Hz. Peygamber'in uygulamaları ile hayata geçirildiğine göre bunun Kur'an'daki karşılığı nedir? Niçin meşru kılınmıştır? Nasıl alınır? Gazveler arasında uygulama farkı var mıdır? Şeklinde uzayıp giden sorular sorulmaktadır.
İşte bu sorulara cevap arayan bu kitap sahadaki boşluğu doldurmayı amaçlamaktadır. Konu ile ilgili dolaylı da olsa bazı çalışmalardan söz edilebilse de yeterli şekilde kavramlarıyla ve uygulamalarıyla ele alınan bir eser yoktur.
Prof. Dr. Mehmet Nadir Özdemir
Kitabın Linki: https://www.siyerkitap.com/urun/ganimet-hz-peygamber-doneminde-uygulamalari-9786259806723


ganimet konusu üzerinde farklı birtakım söylemler olmuştur. Ganimet edinmenin usul ve esasları Hz. Peygamber'in uygulamaları ile hayata geçirildiğine göre bunun Kur'an'daki karşılığı nedir? Niçin meşru kılınmıştır? Nasıl alınır? Gazveler arasında uygulama farkı var mıdır? Şeklinde uzayıp giden sorular sorulmaktadır.
İşte bu sorulara cevap arayan bu kitap sahadaki boşluğu doldurmayı amaçlamaktadır. Konu ile ilgili dolaylı da olsa bazı çalışmalardan söz edilebilse de yeterli şekilde kavramlarıyla ve uygulamalarıyla ele alınan bir eser yoktur.
Prof. Dr. Mehmet Nadir Özdemir
Kitabın Linki: https://www.siyerkitap.com/urun/ganimet-hz-peygamber-doneminde-uygulamalari-9786259806723
Hz. Peygamber (sas) döneminde gerçekleşen seriyye ve gazvelerde alınan mal ya da esirlerin ganimet olarak görülmesi ile birlikte bu konu gündeme gelmiştir. İslam dininin müstakil bir sûre ile meşru gördüğü
GANİMET
Katip Çelebi
Nübüvvet silsilesinin son halkası Hz. Muhammed (sas) ile tamamlanmıştır. Allah Resulü'nün (sas) mirasına sahip çıkan âlimler; İslâm'ı farklı dil, renk ve kültürlere sahip toplumlara anlatma gayretinde olmuştur. İlmi, fikrî, siyasî, askerî vb. alanlarda İslâm dinine farklı açılardan hizmet eden bu şahsiyetler, büyük ve kutlu mirasın günümüze ulaşmasında ve İslâm medeniyetinin oluşmasında büyük rol oynamışlardır. Her birinin hayatı farklı bir örneklik teşkil eden, yaşadıkları asrın öncüleri ve Peygamber vârisleri olan bu şahsiyetlerin sayısı binleri aşmaktadır. Hepsini ayrı ayrı tanıtmak mümkün olmadığından bu şahsiyetlerin okuyucu ile buluşmasının bir başlangıcı olması niyetiyle aralarından seçilen 100 Öncüyü anlatan Nebevî Vârisler Projesi hayata geçirilmiştirNebevî Vâris olarak seçilen isimlerden biri de Kâtip Çelebi'dir. Osmanlı Devleti'nin Duraklama Dönemi yıllarında yaşayan Kâtip Çelebi, devletin içine düştüğü durumu, ilmiye sınıfının vaziyetini, ülkenin çeşitli bölgelerindeki gelişmeleri gözlemleyen, tespitlerde bulunan ve meselelere çözümler üreten bir âlim ve mütefekkirdir. Diğer bir ifade ile o, Batı dünyasının ilerlediğini dolayısıyla Osmanlı devletinin geri kaldığını erken fark edenlerdendir. Onun en önemli yanı yargılayıcı değil, uzlaştırıcı olmasıdır. Yaşamı, ilmî üslubu ve çalışmalarıyla Batı dünyasında da tanınmış, geniş ufuklu tavrıyla takdir toplamıştır. Kâtip Çelebi, yaşadığı kısa ömründe ortaya koyduğu eserler ve güzel yaşamıyla Hz. Peygamber'e vâris olmuştur.
Prof. Dr. Mehmet Nadir Özdemir
Kitabın Linki: https://www.siyerkitap.com/urun/katip-celebi-nebevi-varisler-79-mehmet-nadir-ozdemir-9786256396029


Nübüvvet silsilesinin son halkası Hz. Muhammed (sas) ile tamamlanmıştır. Allah Resulü'nün (sas) mirasına sahip çıkan âlimler; İslâm'ı farklı dil, renk ve kültürlere sahip toplumlara anlatma gayretinde olmuştur.
İlmi, fikrî, siyasî, askerî vb. alanlarda İslâm dinine farklı açılardan hizmet eden bu şahsiyetler, büyük ve kutlu mirasın günümüze ulaşmasında ve İslâm medeniyetinin oluşmasında büyük rol oynamışlardır. Her birinin hayatı farklı bir örneklik teşkil eden, yaşadıkları asrın öncüleri ve Peygamber vârisleri olan bu şahsiyetlerin sayısı binleri aşmaktadır. Hepsini ayrı ayrı tanıtmak mümkün olmadığından bu şahsiyetlerin okuyucu ile buluşmasının bir başlangıcı olması niyetiyle aralarından seçilen 100 Öncüyü anlatan Nebevî Vârisler Projesi hayata geçirilmiştirNebevî Vâris olarak seçilen isimlerden biri de Kâtip Çelebi'dir. Osmanlı Devleti'nin Duraklama Dönemi yıllarında yaşayan Kâtip Çelebi, devletin içine düştüğü durumu, ilmiye sınıfının vaziyetini, ülkenin çeşitli bölgelerindeki gelişmeleri gözlemleyen, tespitlerde bulunan ve meselelere çözümler üreten bir âlim ve mütefekkirdir. Diğer bir ifade ile o, Batı dünyasının ilerlediğini dolayısıyla Osmanlı devletinin geri kaldığını erken fark edenlerdendir. Onun en önemli yanı yargılayıcı değil, uzlaştırıcı olmasıdır. Yaşamı, ilmî üslubu ve çalışmalarıyla Batı dünyasında da tanınmış, geniş ufuklu tavrıyla takdir toplamıştır. Kâtip Çelebi, yaşadığı kısa ömründe ortaya koyduğu eserler ve güzel yaşamıyla Hz. Peygamber'e vâris olmuştur.
Prof. Dr. Mehmet Nadir Özdemir
Kitabın Linki: https://www.siyerkitap.com/urun/katip-celebi-nebevi-varisler-79-mehmet-nadir-ozdemir-9786256396029
Hz. Ebu Bekir Döneminde Ganimet Uygulamaları
Hz. Ebû Bekir’in halifeliğinin Benî Sakîfe’de beklenmedik bir hızla gerçekleşmesi O’nu Hz. Peygamber’in naaşı kaldırılmadan ümmetin önderi haline getirmişti. Hz. Ebû Bekir bu sorumluluğunun ziyadesiyle bilincindeydi. Üsâme ordusunu göndermekte ve irtidat edenlere karşı gösterdiği kararlılık bunun örneklerindendir. Bu çalışmada savaşların kaçınılmaz bir sonucu olarak galip tarafın ganimet alması konusu işlenecek olup, ganimetlerin nerede nasıl alındığından ziyade ganimetlerin taksimi konusundaki uygulamalar ele alınacaktır.
Prof. Dr. Mehmet Nadir Özdemir


Hz. Ebû Bekir’in halifeliğinin Benî Sakîfe’de beklenmedik bir hızla gerçekleşmesi O’nu Hz. Peygamber’in naaşı kaldırılmadan ümmetin önderi haline getirmişti.
Hz. Ebû Bekir bu sorumluluğunun ziyadesiyle bilincindeydi. Üsâme ordusunu göndermekte ve irtidat edenlere karşı gösterdiği kararlılık bunun örneklerindendir. Bu çalışmada savaşların kaçınılmaz bir sonucu olarak galip tarafın ganimet alması konusu işlenecek olup, ganimetlerin nerede nasıl alındığından ziyade ganimetlerin taksimi konusundaki uygulamalar ele alınacaktır.
Prof. Dr. Mehmet Nadir Özdemir


Kökeni insanlık tarihi kadar eski olan “kölelik”, hem kavramsal hem de hukuki olarak tartışılmıştır. Bu tartışmalar İslâm dininin doğduğu ve yayıldığı Orta Çağ’dan Yeni Çağ’a süregelmiştir. Çağdaş dünyada “kölelik” hukuki ve kurumsal olarak bulunmasa da olgusal olarak varlığını sürdürmekte; bilhassa insan hakları ve emeği gibi başlıklar gündeme geldiğinde derinlerden seslenmektedir. Abbâsîler, Emevîlerden büyük bir kitle hâlinde intikal eden ve kendi dönemlerinde de sayıları artan kölelerle büyük bir iş gücü potansiyeline ulaştı. Azatlı olan ya da olmayan bütün köleler başşehir Bağdat ve çevresinde önemli gelişmelere öncülük etti. Yazar, Abbâsîlerin ilk yüzyılındaki kölelerin eğlence sektöründe de faaliyet gösterdiklerine, özellikle refah düzeyinin arttığı bu dönemde hilafet sarayı başta olmak üzere saray ve konaklarda hizmetçi olarak cariyelerin alındığına, muhtelif işlerde çalıştırılmak üzere de kölelerin bulundurulduğuna temas etmekte; böylesi bir vaziyet alan “kölelik” uygulamalarının suistimallere açık hâle geldiğine ayrıca vurgu yapmaktadır. Köle ticaretinin sıradan bir hâle geldiği bu dönemde, insan ırklarının birbiriyle karışarak melez toplulukların rol almaya başladıkları görülmektedir. İşte kölelik ticaretinin yapılır olduğu Abbâsîlerin ilk yüzyılı İslâm hukukunun ve ahlakının belli ilkelerinden sapmaların da yaşandığını göstermektedir. Bu çalışmanın tarih disiplinine ait olmasının yanı sıra antropoloji, sosyoloji, psikoloji gibi beşerî bilimleri de ilgilendirdiği dikkate alındığında, günümüz insanının özellikle de bilimsel tecessüs sahibi okuyucuların ilgisini çekeceği muhakkaktır. Yazarın, “tarihin kamburu” olarak da ifade ettiği “kölelik” konusundaki bu araştırması hem insanlık tarihinin serencamına hem de literatüre nicel ve nitel katkı sağlamaktadır.
Prof. Dr. Mehmet Nadir Özdemir
Kitabın Linki:https://insanyayinlari.com.tr/books/reco6fAY0G3fVIiSM


BAĞDAT'TA TÜRK EGEMENLİĞİ
Bu araştırma siyasi buhranın yaşandığı bir dönemde Abbasi halifesinin Büyük Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey'i Bağda'ta ısrarla davet etmesiyle gelişen Abbasi Halifeleri ile Büyük Selçuklu Sultanları arasındaki ilişkileri konu edinmektedir.
Selçukluların Bağdat'a girişiyle gelişen olaylar İslam dünyasını sadece siyasi bakımdan değil, aynı zamanda kültürel, sosyal ve ekonomik açılardan da etkilenmiştir.
Selçukluların Sultan Melikşah'ın ölümünden sonra kardeşler arasında taht kavgalarına başlamaları ile Abbasi Halifeleri de Selçukluların Bağdat'taki egemenliğine son vermek üzere harekete geçmiş; sonuçta bu gelişmeler hem Selçukluların hem de Abbasilerin sonunu hazırlamıştır.
Yüzyıllık dönemi kapsayan bu çalışma, okuyucuya Türklerin İslam dünyasındaki etkinlikleri konusunda tarihin söz konusu dönemi ile ilgili ilginç bilgiler sunmakta, ayrıca kurulduğu günden bu yana işgallerin yaşandığı kan ve gözyaşının hüküm sürdüğü Bağdat şehrinin kaderine de temas etmektedir. Öyle ki Bağdat'ın kaderi bugün de değişmemiştir.
Prof. Dr. M. Nadir Özdemir
İslam'da Sahabenin Konumu ve Tarih İlmi
Üç yüzden fazla eser bırakan Muhammed Şefi’’in aslı Urduca olan bu kıymetli eserini Arapça çevirisinden Türkçe’ye kazandırmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Eser günümüz gençlerini etkileyen tahrip dalgalarına karşı sahabe-i kiram özelinde İslâm dininin ilk müntesiplerinin Müslümanlar için ne ifade ettiğini ya da etmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
Sahabeye saygı sınırlarının zorlandığı bir zaman diliminde tarihin en zor dönemini Hz. Muhammed (as) ile geçirmiş bu seçkin insanların, müslümanlar nazarındaki kıymetini bir defa daha düşünmek ve anlamak durumundayız. Bu nedenle okuyucu, eseri savunma ya da karşıtlık ekseninde değil, hakikati ve ilmî olanı bulma yönünde bir katkı olarak değerlendirmelidir.
Doç.Dr. Mehmet Nadir ÖZDEMİR


Kökeni insanlık tarihi kadar eski olan “kölelik”, hem kavramsal hem de hukuki olarak tartışılmıştır. Bu tartışmalar İslâm dininin doğduğu ve yayıldığı Orta Çağ’dan Yeni Çağ’a
süregelmiştir. Çağdaş dünyada “kölelik” hukuki ve kurumsal olarak bulunmasa da olgusal olarak varlığını sürdürmekte; bilhassa insan hakları ve emeği gibi başlıklar gündeme geldiğinde derinlerden seslenmektedir. Abbâsîler, Emevîlerden büyük bir kitle hâlinde intikal eden ve kendi dönemlerinde de sayıları artan kölelerle büyük bir iş gücü potansiyeline ulaştı. Azatlı olan ya da olmayan bütün köleler başşehir Bağdat ve çevresinde önemli gelişmelere öncülük etti. Yazar, Abbâsîlerin ilk yüzyılındaki kölelerin eğlence sektöründe de faaliyet gösterdiklerine, özellikle refah düzeyinin arttığı bu dönemde hilafet sarayı başta olmak üzere saray ve konaklarda hizmetçi olarak cariyelerin alındığına, muhtelif işlerde çalıştırılmak üzere de kölelerin bulundurulduğuna temas etmekte; böylesi bir vaziyet alan “kölelik” uygulamalarının suistimallere açık hâle geldiğine ayrıca vurgu yapmaktadır. Köle ticaretinin sıradan bir hâle geldiği bu dönemde, insan ırklarının birbiriyle karışarak melez toplulukların rol almaya başladıkları görülmektedir. İşte kölelik ticaretinin yapılır olduğu Abbâsîlerin ilk yüzyılı İslâm hukukunun ve ahlakının belli ilkelerinden sapmaların da yaşandığını göstermektedir. Bu çalışmanın tarih disiplinine ait olmasının yanı sıra antropoloji, sosyoloji, psikoloji gibi beşerî bilimleri de ilgilendirdiği dikkate alındığında, günümüz insanının özellikle de bilimsel tecessüs sahibi okuyucuların ilgisini çekeceği muhakkaktır. Yazarın, “tarihin kamburu” olarak da ifade ettiği “kölelik” konusundaki bu araştırması hem insanlık tarihinin serencamına hem de literatüre nicel ve nitel katkı sağlamaktadır.
Prof. Dr. Mehmet Nadir Özdemir
Kitabın Linki:https://insanyayinlari.com.tr/books/reco6fAY0G3fVIiSM
Bu araştırma siyasi buhranın yaşandığı bir dönemde Abbasi halifesinin Büyük Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey'i Bağda'ta ısrarla davet etmesiyle gelişen Abbasi Halifeleri ile Büyük Selçuklu Sultanları arasındaki
ilişkileri konu edinmektedir. Selçukluların Bağdat'a girişiyle gelişen olaylar İslam dünyasını sadece siyasi bakımdan değil, aynı zamanda kültürel, sosyal ve ekonomik açılardan da etkilenmiştir. Selçukluların Sultan Melikşah'ın ölümünden sonra kardeşler arasında taht kavgalarına başlamaları ile Abbasi Halifeleri de Selçukluların Bağdat'taki egemenliğine son vermek üzere harekete geçmiş; sonuçta bu gelişmeler hem Selçukluların hem de Abbasilerin sonunu hazırlamıştır. Yüzyıllık dönemi kapsayan bu çalışma, okuyucuya Türklerin İslam dünyasındaki etkinlikleri konusunda tarihin söz konusu dönemi ile ilgili ilginç bilgiler sunmakta, ayrıca kurulduğu günden bu yana işgallerin yaşandığı kan ve gözyaşının hüküm sürdüğü Bağdat şehrinin kaderine de temas etmektedir. Öyle ki Bağdat'ın kaderi bugün de değişmemiştir.
Prof. Dr. M. Nadir Özdemir
Üç yüzden fazla eser bırakan Muhammed Şefi’’in aslı Urduca olan bu kıymetli eserini Arapça çevirisinden Türkçe’ye kazandırmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Eser günümüz gençlerini
etkileyen tahrip dalgalarına karşı sahabe-i kiram özelinde İslâm dininin ilk müntesiplerinin Müslümanlar için ne ifade ettiğini ya da etmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Sahabeye saygı sınırlarının zorlandığı bir zaman diliminde tarihin en zor dönemini Hz. Muhammed (as) ile geçirmiş bu seçkin insanların, müslümanlar nazarındaki kıymetini bir defa daha düşünmek ve anlamak durumundayız. Bu nedenle okuyucu, eseri savunma ya da karşıtlık ekseninde değil, hakikati ve ilmî olanı bulma yönünde bir katkı olarak değerlendirmelidir.
Doç.Dr. Mehmet Nadir ÖZDEMİR
İSLAMÎN İLK DÖNEMİNDE KÖLELİK